31 Ocak 2025 Teğmenlerin İhraç Edilmesi

Mustafa Kemal'in ordusunda "Mustafa Kemal'in askeriyiz" demek suç oldu. Hatta ordudan atılmayı gerektirecek "yüz kızartıcı" bir suç oldu. Yıl 1905'ti. Mustafa Kemal, Harp Akademisi'ni beşinci olarak bitirdi. Artık kurmay yüzbaşı'ydı ve atama haberini bekliyordu. Bir ihbar üzerine yakalandı ve hapsedildi.

Mustafa Kemal'in ve arkadaşlarının tutuklanma sebepleri olarak okulda gazete çıkarmak ve zararlı fikirleri yaymak, Abdülhamit'in arabasına bomba atmak, Sirkeci'deki evde gizli toplantılar yapmak, gizli örgüt kurmak söyleniyordu. Bu suçlamaları doğrudan ispatlayacak bir delil yoktu. Sadece muhbirin dedikleri vardı.

Önce Taşkısla'da hücrelere kapatıldılar. Daha sonra Yıldız Sarayı'nda sorgulandılar. Mustafa Kemal sorgulama sırasında epey hırpalanır. Arkadaşı Ali Fuat ise protokole göre sultanın üniformasını giyen bir subaya sultanın daha aşağı rütbeli birinin el kaldıramayacağını söyleyerek kurtulur.

Sonraları Mustafa Kemal, Ali Fuat'ın bu akıllıca hareketini öğrenince tecrübesizliğine acı acı gülmüştür. Yıldız Sarayı'ndaki sorgulamanın ardından Bekirağa Bölüğü'nde tutuklanıp hapsedildiler. Bekirağa Bölüğü, Sultan Abdülhamit muhaliflerinin sürgün edildiği yerdi.

Mustafa Kemal, Bekirağa'da gün yüzü görmeyen, soğuk ve küçük bir hücreye atıldı. Duvar dibinde eski bir ranza, üzeri küflenmiş eski bir yatak, odanın her tarafını sarmış rutubet kokusu içerisindeki bu hücrede kaldı. Ali Fuat yirmi gün hapislikten sonra serbest bırakıldı. Lider olarak görülen Mustafa Kemal ise iki ay Bekirağa'da hapis tutuldu.

Sultan Abdülhamit'e suikast suçlaması asılsız çıktı. Gazete çıkarmak, evde gizli toplantılar yapmak ise ordudan atılma cezasıydı. Ancak Harp Akademisi Müdürü Ali Rıza Paşa'nın devreye girmesiyle bu ceza sürgüne dönüştürüldü. Ali Fuat ve Mustafa Kemal, Şam'daki 5. Ordu'ya tayin edildi.

Arap Yarımadası'nda isyanlar vardı. Arap kabileleri Osmanlı'ya karşı ayaklanarak tek tek özgürlüklerini ilan ediyorlardı. Mustafa Kemal'in gönderiliş amacı da gidip de gelmemesiydi. Yani burada cezaevine atacağımıza gitsin de orada ölsün mantığıyla Şam'a sürgün edildi.

Mustafa Kemal, kaderine razı oldu: "Pekâlâ," dedi "biz bu çöle gider ve orada yeni bir devlet kurarız." Hikayenin devamı malum. Öldürmeyen her yara Mustafa Kemal'i daha da güçlendirdi. O devleti çölde kuramasa da Ankara'da kurdu. O devlet 100 yılı aşkın süredir de ateş çemberinin tam ortasında olmasına rağmen dimdik ayakta.

Başa ebru eroğlu olmak üzere teğmenlerin kendileri ve yakınları burayı okuyorsa bir çift sözüm var. Siz şerefli Türk milletinin şerefli insanlarısınız. Başınız hiç öne eğilmesin. Kendinizi hiç çaresiz ve ümitsiz hissetmeyin. Emin olun benim gibi toplumun pek çok sıradan ferdinin kalbi sizinle beraber atıyor.

Teğmen Ebru'nun dediği gibi şimdilik omzunuzdaki rütbeyi alabilirler ama göğsünüzdeki Harp Okulu brövesini alamazlar. Kanla irfanla kurduk biz bu cumhuriyet'i, cehennemler kudursa ölmez, nigahbanıyız. Sayılmayız, parmak ile tükenmeyiz, kırmak ile...

Malum partinin elemanları sözlükte yoğun mesaide "gerçeği nasıl eğeriz, bükeriz" telaşında. Birkaç kişiyi "kandırsak" bile kârdır diye düşünüyorlar. Madem Osmanlı tarihinden başladık, oradan devam edelim. Büyük dedeniz gazeteci Ali Kemal de saraya çok güveniyordu. Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarına bu ülkeyi borçluyuz.

yorumlar

yorumlar (0)