Antalya, dünyanın en güzel falezleri, plajları, şelaleleri veRus turistlerin sıkça görüldüğü bir şehirdir. Parklarında portakal ağaçları, sokaklarında turunç kokuları bulunan bir şehirdir. Marttan kasıma kadar denize girilebilen ve yılda 300 gün güneşin görüldüğü bir şehirdir. Bir yanı deniz, bir yanı dağ, bir yanı orman olan bu şehir, Bergama kralı Attalos'un kurduğu, Roma imparatoru Hadrian'ın aşık olduğu, Mısır kraliçesi Kleopatra'nın denize girdiği, Selçuklu sultanı Keykubat'ın çok istediği, Keyhüsrev'in fethettiği ve Mustafa Kemal Atatürk'ün çok beğendiği bir şehirdir.
Gecenin bir yarısında mini etekle rahatça dolaşabileceğiniz Türkiye'deki belki de tek şehir burasıdır. Şehir merkezinde 3 tane şelale bulunmakta ve sabah çıkıp şehre yarım saat uzaklıktaki Saklıkent'te kayak yapıp, sonra şehre geri gelip Konyaaltı'da denize girmek mümkün olmaktadır.
Antalya, dünyada en fazla endemik bitkinin bulunduğu şehir olarak bilinir. Sonbahardan ilkbahara kadar kış mevsimini görmeden direkt atlayan bir şehir burası. Belediye otobüsüyle plaja gidilebilen, şehir merkezinde 3 tane plaj bulunan Türkiye'deki tek şehirdir. Arabanızla Aspendos, Olimpos, Phaselis, Apollon Tapınağı gibi birçok antik kente gitmek mümkündür.
Sokak aralarında portakal, turunç ağaçları bulunan Antalya'da, çarpık kentleşme diğer büyük şehirlere kıyasla çok azdır. Şehir merkezinde Kaleiçi diye bir mekan vardır ki, ne kadar anlatsanız boş gelip gezmeniz gerekir. En işlek caddesinin üstünde 1900 yıl önce Roma imparatoru tarafından yapılan bir kapı bulunmaktadır. O kapının altından geçmeden bu şehri anlayamazsınız.
Şehir merkezinde 3 tane büyük şelale ve 3 tane plaj bulunmaktadır. İzmir'de, İstanbul'da gecekondu veya ahır kiralayabileceğiniz fiyata Antalya'da denize yürüme mesafesinde havuzlu villa kiralayabilirsiniz. Hayat ucuzdur, inanmıyorsanız araştırmalısınız.
Antalya, bir şehirden daha ne beklersiniz ki? Dünyada aynı yerde hem falezlerin hem de plajların olduğu çok ender şehirlere sahiptir. Dünya tarihinde paranın ilk kez kullanıldığı yer burasıdır. Hatta meşhur Aziz Nicola'nın (Noel Baba) memleketi olan yer burasıdır. Türkiye'de yıllardır en çok okuryazar oranına sahip şehir de burasıdır.
Şehrin kültürü, konuşması, yaşamı modern ve açıktır. Etek giyen kadınlara öküz gibi bakılan şehirlere inat, burada 3 santimden kısa şortla istediğiniz sokakta yalnız başına yürüyebilirsiniz. Palmiye ağaçlarının bir şehre ne kadar yakıştığını görmek isterseniz buraya gelmelisiniz.
Denize girmek isterseniz plajları, eğlenmek isterseniz gece kulüpleri, tarih isterseniz antik kentleri, sanat isterseniz müzeleri vardır ki bunlar Paris'te değil, Antalya'dadır. Şehirde gezilebilecek çok fazla yer, park, yapılabilecek çok fazla etkinlik vardır. Yıllık 19 milyon turistin ziyaret ettiği bir şehirdir. Dünyanın en büyük 4. resort turizm merkezidir.
Konyaaltı, Lara, Kleopatra, Patara, Kaputaş gibi harika plajlara sahip bir şehirdir. Dünyanın en eski batık kenti burada bulunmaktadır. Hatta Türkiye'de insanlığın en eski yerleşim yeri bile burasıdır. Bir insan bir şehre aşık olabilir mi? Bilmiyorum, ama eğer bir insan bir şehre aşık olursa, Antalya'ya aşık olur. Ben aşığım, şahsen.
Ve unutmadan, Antalya şüphesiz ki dünyanın en güzel yeridir. Evet, eleştirilecek yanları da vardır. Örneğin, Antalya merkezi için çok samimi şekilde İzmir'den kat kat daha modern diyebiliyorum, ancak ilçeleri dahil etmeden. Şehir merkezi Türkiye ortalamasının çok üstündeyken, ilçeleri için aynı şeyi söyleyemem. Konya'nın dibindeki Alanya, Akseki, Gazipa
yorumlar
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.